Evgeny Grinko, Barış Manço’dan Eser Ararken Uzun İnce Bir Yolda Kalmış

Fotoğraf Anadolu Ajansı’ndan alınmıştır.
Merhaba, sizlere 3 Temmuz’da eşimle katıldığımız Evgeny Grinko konserinde yaşadığımız unutulmaz bir anıyı anlatmak istiyorum.
Öncelikle Evgeny’yi tanırsınız; müziğin sessiz dehası olarak bilinir. 1984 yılında Rusya’nın soğuk topraklarında doğdu. Küçük yaşlarda müziğe duyduğu ilgi, onu nota ve ritimlerin büyülü dünyasına çekti. Bu ilgi, gençliğinde yaptığı piyano ve klasik müzik besteleriyle pekişti.
Yazıyı okurken bir yandan da dinleyin:
Grinko'nun kendi hesabından alınmıştır.
Eşim Nare Buse, Evgeny Grinko’nun konserine bilet almadan önce, tabii ki onun hakkında bu kadar bilgi sahibi değildim; o güne dek aklımda sadece sulu gözlü bir dram piyanisti olarak kalmıştı. Çevremin ponçik Polyanna’sı rolündeki bünyem, “Hayatımız dram olmuş zaten, kitap okurken ya da müzik dinlerken bari mutlu olalım.” felsefesini benimsediğinden, genelde hüzünlü müzikten uzak durur.
Bağlama çaldığım için sanata hiç yabancı değilim. Hatta bağlama çalmayı azaltma sebebim de ne yazık ki türkülerimizdeki dramdır. Yahu hiçbir ozan canı sıkılıp “beste çıkarayım, Spotify’da yayımlayayım da para kazanayım.” düşüncesiyle türkü yazmamış ki. Yüreği yanmış, sazına anlatmış derdini. Hepsinin bir hikâyesi var, hepsinin yaşanmışlığı var. Çaldığım an hikâyesini merak ediyorum. Öğrenince de üzülüyorum.
Nare, ağlak piyanistimiz için “Protokolden(!) bilet alayım mı?” diye sordu. Çok kısa bir cevap verdim: “Hayır.” Eh, bilin bakalım n’apmış? Dinler mi hiç? Almış. Sormadan önce bile almış olabilir. Bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. 😂
Tam bir hödük olarak “Ona o para verilir mi? Sen niye laf dinlemiyorsun!” dedim. Carladım, çirkefleştim ve çirkinleştim. Bu olumsuz, rezil ön yargım konserdeki ilk şarkıya kadar da utanmadan sürdü. Konserde sadece dram dolu piyano eserleri dinleyeceğimizi ve uyuyakalacağımızı düşünmüştüm. Bu düşüncem, konsere gelirken yüzüme bile yansımıştı.

Yazar tarafından çekilen fotoğraf
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’na varıp da yerlerimizi bulup oturduğumuzda bir de sahnede ne göreyim! Büyükçe bir piyano bekliyordum ama ona eşlik eden üç keman, bir akustik gitar, bir elektro gitar, korg, akordeon, viyolonsel ve bateriyi görünce daha o anda hislerim değişmişti.
Evgeny Grinko sahneye çıktı ve utangaç tavırlarıyla Türkçe “İyi akşamlar.” diyerek ilk parçasına başladı. Bir kez daha ön yargının ne kadar zararlı olduğunu anladım. Yaklaşık iki saat süren konserde “Valse”, “Epilogue”, “Carousel”, “Faulkner’s Sleep”, “Field”, “Once Upon A Time”, “Prologue”, “Noir”, “Winter Sunshine” ve “Serenade” adlı bestelerine yer verdi. Şimdiki hislerimi şöyle anlatayım:
Grinko’nun müziği, sıradan bir dinletiden öte, bir duygu yolculuğudur. Onun parçalarını dinlerken kendinizi bir Rus köyünde, bir kış sabahının sessizliğinde ya da bir sonbahar akşamının melankolik havasında bulabilirsiniz. Minimalist tarzı ve zarif piyano tınıları, dinleyicilerini âdeta bir şiirsel rüyanın içine çeker. Klasik müzik unsurlarını modern bir yaklaşımla harmanlayan Grinko, her bir parçasında hüznün ve huzurun dengeli bir birleşimini sunar. Performansları, dinleyicilere hem melankolik hem de umut dolu anlar yaşatır.
Notalarını dinlerken gözümde Rus roman kahramanları canlanıyor: paltosunu vodka için satan, beş parasız sokaklarda sürünen, sürekli hayatın anlamını sorgulayan, derin kederler ve varoluşsal buhranlar yaşayan o trajik figürler. Müziği dinleyicisine öyle çok soru sorduruyor ki insanın kendi yaşamını sorgulamaması imkânsız.

Yazarın eşi Nare tarafından çekilen fotoğraf
Kariyeri boyunca Grinko, bildiğiniz üzere sayısız eser besteledi ve dünyanın dört bir yanında konserler verdi. Her performansında, müziğin evrensel dilini konuşarak kalplere dokundu. O, notaların arasındaki boşluklarda bile anlam bulan bir sanatçıdır. Piyanosuyla hayata dair en saf duyguları ifade eden ve dinleyenlere kendilerini bulma fırsatı veren bir yol göstericidir. Eserleri zamansız ve evrenseldir; her dinleyişte yeni bir hikâye anlatır, dinleyende yeni bir his uyandırır. Grinko, müziğin sessiz kahramanı olarak dinleyicilerini her zaman derin bir huzur ve melankoli içinde bırakmaya devam edecektir.
Bu eşsiz konserin bir kısmında 2 yarım nota Do ve Re, sonra bir tam nota Re daha ve çeyrek notalarla iniş: Do Si La. O an alkış kıyamet, hepimiz Aşık Veysel’in Uzun İnce bir Yoldayım türküsünü çalmaya başladığını anlamıştık! (Ben alkışlamadım çünkü parçanın ortasında veya sonunda da olsa icra edilen eser tam olarak bitmeden alkışa başlamayı sanatçıya hakaret olarak görürüm. Islık zaten küfürdür. Alkışlayana da tilt olurum.) Haberim bile yoktu bu eseri öğrendiğinden ve çaldığından. Çok değil, daha bir ay önce YouTube’da kamyon üstünde çalarak klip çekmiş kerata(!).
Grinko'nun kendi hesabından alınmıştır.
Grinko, Aşık Veysel’in Uzun İnce Bir Yoldayım’ türküsünü piyano, kemanlar ve çello eşliğinde duygusal bir şekilde icra ettikten sonra, bu eseri nasıl keşfettiğini anlattı. Bozuk telaffuzlu İngilizcesinden anladığım kadarıyla, Türkiye’ye bu gelişinde ünlü bir Türkçe eseri çalmak istemiş. “Kimden ne çalayım?” diye sorduğunda, arkadaşları ona Barış Manço’nun Türkiye’de herkes tarafından sevilen biri olduğunu ve ondan bir eser çalabileceğini söylemişler. Kendisi Barış’ın şarkılarını dinlerken Uzun İnce Bir Yoldayım’a rast gelmiş ve çok sevmiş. Sonradan bu parçanın Aşık Veysel’e ait olduğunu öğrenmiş. Veysel’in hikâyesini de araştırdıktan sonra türküye daha da kanı ısınmış. Hemen stüdyo kaydı yapmışlar.
Aşk evrenseldir. Acı evrenseldir.
Herkesin duyguları vardır ve duygular aynıdır. Herkes üzülür, herkes sevinir. Hüzünlü bir opera veya duygusal bir “slow” yabancı müzik dinlemek bizlerin yüreğine dokunur. Aynı şekilde, türkülerimiz de Türk olmayan, dilimizi bile bilmeyen insanların yüreğine dokunabilir. Türkçe bilmediği hâlde eserlerimizi seven ve icra eden birçok insan vardır:
Jordi Savall: Katalan asıllı besteci ve viyola sanatçısıdır. Osmanlı dönemine ait eserleri ve Türk müziğini içeren albümleri bulunmaktadır.
Café Aman İstanbul: Bu grup, farklı ülkelerden müzisyenleri bir araya getirerek Osmanlı dönemi müziği ve Türk sanat müziği eserlerini çalmaktadır.
The Turbans: Uluslararası bir müzik grubu olan The Turbans, üyeleri farklı ülkelerden gelen bir topluluk olup Türk halk müziği ve Osmanlı dönemi eserlerini modern bir yaklaşımla yorumlamaktadır.
Ve daha niceleri…
Grinko ve ekibi bitiş selamlarını yaptıktan sonra, alkışlar dinmedi. Tam kulise girmişlerdi ki konser salonundan “Bir daha, bir daha!” sesleri yükseldi. Tekrar sahneye çıktılar ve Valse şarkısını yeniden çaldılar. Grinko, eline mikrofonu alarak Türkçe “Çok çok teşekkür ederim.” dedi ve İngilizce olarak “bir parça daha düşündüğünü, eğer eşlik edersek çalacağını” söyledi. Hep bir ağızdan “Evet!” dedik.

Fotoğraf Anadolu Ajansı’ndan alınmıştır.
Tekrar başladı Uzun İnce Bir Yoldayım çalmaya. İlk dörtlük bittiğinde hep beraber ona eşlik etmeye başladık. (Burada dörtlük derken şarkının ölçüsüne göre ilk dört tam notanın bitişini kastediyorum. Yani ilk mısranın bitiminde eşlik etmeye başladık.) Uzunca bir yolculuğa çıktık hep birlikte.
Nare’nin eli benim elimde, sahnedeki Grinko’nun melodileriyle oturduğumuz yerde ahenk içinde sallanıyor ve türküye eşlik ediyorduk. Her bir notada kalplerimiz birbirine daha da yaklaşıyor, ruhlarımız aynı ritimde birleşiyordu. O an, sadece biz ve müziğin büyüsü vardı; her şeyden arınmış, saf bir mutluluğun içinde, birbirimizin gözlerinde kayboluyorduk. Bu eşsiz an, sevginin ve müziğin gücünü bir kez daha hissettiriyor, bizi bir bütün yapıyordu.
Asıl sana “çok teşekkürler” Grinko. Türkülerimize Veysel’den başlayarak bitmeyecek bir yolculuğa çıktın. Sonunu iyi görmüyorum. Kendine çok iyi bak.
Sıkça Sorulan Sorular
▸Evgeny Grinko kimdir?
Evgeny Grinko, 1984 yılında Rusya'da doğmuş bir müzisyendir. Küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duymuş ve 'müziğin sessiz dehası' olarak tanınmaktadır.
▸Evgeny Grinko konseri nerede ve ne zaman yapıldı?
Konsер, 3 Temmuz tarihinde İstanbul Harbiye'de gerçekleşti. Yazar bu geceye eşiyle birlikte katıldı.
▸Yazarda başlangıçta Evgeny Grinko konserine karşı neden ön yargı vardı?
Yazar, konsere gitmeden önce ön yargılı bir tutumla yaklaşmıştı. Ancak gece ilerledikçe bu ön yargı yerini büyülenmeye bıraktı.
▸Konser sırasında Barış Manço ile ne bağlantısı kuruldu?
Konserde beklenmedik bir anda Barış Manço'nun müziğiyle bağlantı kuruldu. Bu an, geceye farklı ve duygusal bir boyut kattı.


