Bilim Kurgu Manyaklığım #4: The Last of Us Bilim Kurgu mu?
- Yazı, The Last of Us dizisinin ilk iki sezonu ve iki oyunu hakkında spoiler içerir.
- Hikâyenin Kısa Özeti
- Ana Karakterler
- Hikâyenin Gelişimi
- Temalar
- Oyunda ve Dizide İşlenen Bilim Kurgu Ögeleri
- Cordyceps Fikri Nereden Geldi? Planet Earth ve Fringe
- Canımı Sıkan Yerler
- Genel Değerlendirme
- Peki Ellie uyandırılıp fikri sorulsa ne olurdu?
İçindekiler
- Yazı, The Last of Us dizisinin ilk iki sezonu ve iki oyunu hakkında spoiler içerir.
- Hikâyenin Kısa Özeti
- Ana Karakterler
- Hikâyenin Gelişimi
- Temalar
- Oyunda ve Dizide İşlenen Bilim Kurgu Ögeleri
- Cordyceps Fikri Nereden Geldi? Planet Earth ve Fringe
- Canımı Sıkan Yerler
- Genel Değerlendirme
- Peki Ellie uyandırılıp fikri sorulsa ne olurdu?

Görsel ChatGPT ve Canva kullanılarak üretilmiştir.
Yazı, The Last of Us dizisinin ilk iki sezonu ve iki oyunu hakkında spoiler içerir.
The Last of Us 2013’te bir oyun olarak doğdu, 2023’te HBO’da diziye dönüştü. Ama ne dizi o be! Biz Nare’yle ters yönden geldik: Önce diziyi izledik, sonra iki oyunu da bitirdik. Hani oyunların insana neler kattığını anlattığım yazıda hikâye odaklı oyunlara örnek verdiğim oyun var ya, işte o. Nare benim şirin editörüm ve tatlı eşim olur. Ben en zor ayarda oynarken o da defalarca yeniden başlamama katlanarak, kimi zaman gözlerini dinlendirerek izledi.
Dizinin oyuncuları ilk açıklandığında Bella Ramsey’nin Ellie’ye, Pedro Pascal’ın da Joel’e görünüş olarak benzememesi çok eleştirilmişti. Ama oyunculuklarının hakkını vereyim: İkisi de çok iyiydi. Bella, Game of Thrones’taki hâline göre daha kendinden emin geldi bana.
Dizi ile oyunlar arasındaki farkları sahne sahne ayrı bir yazıda topladım.
Oynarken kafamda dönüp duran sorulardan biri, bu eserin bilim kurgunun neresinde olduğuydu. Kıyamet sonrası, dram, hayatta kalma korkusu… Hepsi var. Ama kıyametin yaşanması tek başına bilim kurgu demeye yeter mi? Dune’u gömdüğüm yazıda ona “bilim kurgu ögeleri içeren fantastik bir kitap” demiştim. Bakalım The Last of Us aynı sınavdan nasıl çıkacak. Bir yandan da ayrımı baştan koyayım: Bilim kurgu olması başka, kurduğu bilimin beni her noktada ikna etmesi başka.
Hikâyenin Kısa Özeti
The Last of Us, insanlara bulaşan bir mantarın medeniyeti çökerttiği bir dünyada geçiyor. Salgından yirmi yıl sonra kaçakçı Joel, ısırıldığı hâlde dönüşmeyen on dört yaşındaki Ellie’yi, ondan bir aşı geliştirilebileceğini uman Ateşböceklerine ulaştırmakla görevlendiriliyor. İlk oyun, ülkeyi baştan başa geçen bu iki yabancının birbirleri için baba-kıza dönüşmesinin hikâyesini, Part II ise ilk oyunda verilen kararların yıllar sonra dönüp bu insanları nasıl vurduğunu anlatıyor.
Ana Karakterler
Joel Miller: Salgının ilk gecesinde kızını kaybetmiş bir kaçakçı. Ellie’yi korumak, yıllardır kapalı tuttuğu bir kapıyı yeniden açıyor.
Ellie: Mantara bağışık, ağzı bozuk ve esprili bir kız. Başkalarının onun adına aldığı kararlarla ve hayatta kalmış olmanın yüküyle büyüyor.
Tess: Joel’in kaçakçılık ortağı. Ellie’yi götürme işinin sıradan bir teslimattan fazlası olduğuna Joel’den önce inanıyor.
Tommy: Joel’in kardeşi ve eski bir Ateşböceği. Jackson’da yeni bir hayat kurmuş.
Marlene: Ateşböceklerinin lideri ve Ellie’nin annesinin arkadaşı. Ellie’yi korumakla insanlık için feda etmek arasında kalıyor.
Abby: Joel’in hastanede öldürdüğü cerrahın kızı. Eski bir Ateşböceği, sonradan Kurtlara katılan bir savaşçı. Part II’de hikâyenin öbür tarafını onun gözünden görüyoruz.
Dina: Ellie’nin sevgilisi ve Seattle’daki yol arkadaşı. Ellie’nin intikam dışında bir hayat kurma ihtimalinin de parçası.
Hikâyenin Gelişimi
Kayıp ve Yolculuk: Joel, salgının ilk gecesinde kızı Sarah’yı bir askerin açtığı ateşte kaybediyor. Yirmi yıl sonra Tess’le birlikte Ellie’yi şehir dışına çıkarma işini alıyor. Tess de enfekte olup geride kalınca yolculuk Joel ile Ellie’ye kalıyor. Henry ve Sam’in kaybı, Joel’in ağır yaralanması ve Ellie’nin onu hayatta tutma çabası, aralarındaki bağı giderek güçlendiriyor.
Hastane ve Yalan: Ateşböcekleri, aşı geliştirmek için Ellie’nin beynindeki mantarı çıkarmak istiyor; Ellie bu ameliyattan sağ çıkmayacak ve ona kimse fikrini sormamış. Joel cerrahı, 17 Ateşböceği askerini ve Marlene’i öldürüp Ellie’yi kurtarıyor. Sonra da Ateşböceklerinin başka bağışık insanlar bulduğunu ama aşı aramaktan vazgeçtiğini söylüyor. İlk oyun ve dizinin ilk sezonu bu yalanın üzerine kurulan yeminle bitiyor.
İntikam ve Bakış Açısının Değişmesi: Part II’de Abby, babasının intikamı için Joel’i öldürüyor. (Ulan bu Pedro'nun Game of Thrones daki ölümü de çok kötüydü ya!) Ellie ile Dina onun peşinden Seattle’a gidiyor. Ellie’nin yolu Abby’yle tiyatroda kesişince oyun aynı üç günü bu kez Abby’nin gözünden yaşatıyor. Babasını kaybetmiş, düşman taraftan Yara ile Lev’i kurtarmak için hayatını riske atan birini tanıyoruz. İntikam hikâyesinin bir anda öbür tarafındayız.
Vazgeçmenin Bedeli: Abby, Lev’in araya girmesiyle Ellie ve Dina’nın canını bağışlıyor ama Ellie kurduğu çiftlik hayatına rağmen Joel’in ölümünü geride bırakamıyor. Bir kez daha Abby’nin peşine düşüyor. Onu öldürmek üzereyken vazgeçip eve dönüyor ama Dina ile bebek JJ gitmiş. Boş evde Joel’in gitarını eline alıp iki parmağını kaybettiği için eskisi gibi çalamaması, intikam yolculuğunun ona ödettiği bedeli tek bir karede gösteriyor.
Temalar
Hayatta Kalma ve İnsanlık: Hayatta kalmak için her şeyi yapabilen insanların da enfekteler kadar büyük bir tehdit olması.
Ebeveynlik: Birini koruma isteğinin onun adına karar verme hakkıyla karışması.
Bir Hayat mı, İnsanlık mı: Olası bir aşı uğruna bir çocuğun, rızası bile alınmadan feda edilmesi.
İntikam ve Bedeli: Kendi acınızın peşinden giderken başkalarının hikâyesinde zalime dönüşmeniz.
Yalan ve Güven: Joel’in kurtarma kararından sonra söylediği yalanın Ellie’yle ilişkisini aşındırması.
The Last of Us’ın derdi bu insanlar ama onları o kararlara sürükleyen dünya da rastgele kurulmuş değil. Bilim kurgu tarafını arayacaksak uzay gemilerine değil, biyolojiye bakmak gerekiyor.
Oyunda ve Dizide İşlenen Bilim Kurgu Ögeleri
Cordyceps:
Gerçek bir zombi mantarı. Fikrin dayanağı gerçek: Ophiocordyceps unilateralis tür kompleksi, bazı karıncaların davranışlarını değiştirip onları sporlarını yaymak için kullanıyor. Ama oyundaki insan enfeksiyonu bu gerçekliğin üzerine kurulmuş bir varsayım.
İşin ilginci, mantarın bunu yapması için karıncanın beynini istila etmesi gerekmeyebiliyor. Penn State öncülüğündeki araştırmada incelenen enfekte karıncaların kas dokularında yaygın mantar hücreleri bulunurken beyin dokuları istila edilmemişti. Gerçeğin kendisi de yeterince tuhafmış arkadaş.
Isınan Dünya ve Vücut Isısı Bariyeri:
Dizinin 1968’de geçen açılışında bir epidemiyolog, ısınan dünyaya uyum sağlayan mantarların insanlara tehdit oluşturabileceğini anlatıyor. Burada bir ayrıntı önemli: İnsanlarda hastalık yapan mantarlar zaten var. Vücut sıcaklığımız bütün mantarları değil, pek çoğunu dışarıda tutan bir engel.
Arturo Casadevall ve çalışma arkadaşları, 2019’da Candida auris’in ortaya çıkışında küresel ısınmanın rol oynamış olabileceğini öne sürdü. Johns Hopkins’in de aktardığı bu hipotez, ısıya uyumun bazı mantarların bu engeli aşmasını kolaylaştırabileceğini söylüyor. Nedeni kesinleşmiş değil ama dizinin sorduğu sorunun gerçek bilimde bir karşılığı var.
Enfeksiyonun Evreleri ve Türleri:
Yeni dönüşen runnerlardan saklanıp pusu kuran stalkerlara, kör clickerlara ve mantarla zırhlanmış bloaterlara uzanan bir değişim görüyoruz. Part II, yakıcı bulutlar salan shamblerları ve birbirine kaynaşmış enfektelerden oluşan Rat King’i ekliyor. Enfeksiyon ilerledikçe bedenin değişmesi hem dünyanın biyolojisini hem karşılaştığımız tehlikeyi çeşitlendiriyor.
Clickerlar ve Ekolokasyon:
Göremeyen clickerlar, çıkardıkları tıkırtıların yankısıyla yön buluyor. Gerçek dünyada da Daniel Kish gibi bazı görme engelli insanlar tıklama seslerinin yankısından çevrelerini algılamayı öğrenebiliyor. Clickerın yanından geçerken nefesimizi tutmamızın arkasında böyle bir fikir var.
Sporlar ve Dokunaç Ağı:
Oyunlarda havadaki sporlar yüzünden gaz maskesi takıyoruz. Dizi ilk sezonda buna karşılık, bir noktadaki hareketi uzaktaki enfektelere ileten dokunaç ağını öne çıkarıyor. İkinci sezonun beşinci bölümünde ise sporlar da devreye giriyor; yapımcılar bu tercihi resmî podcast’te anlatıyor. Gerçek mantarların ipliksi ağı olan miselyum bu fikre bir dayanak sağlıyor; ağın dizideki gibi çalışması ise ayrı bir varsayım.
Bağışıklık ve Aşı:
Oyunda Ellie’nin neden bağışık olduğu belirsiz; Ateşböcekleri içindeki mantarı inceleyerek bir aşı geliştirebileceklerini düşünüyor. Dizi, Anna’nın doğum sırasında ısırılmasıyla yeni bir ipucu ekliyor. Doktorun açıklamasına göre Ellie’nin içindeki mantarın ürettiği kimyasal haberci, başka mantarlara onun zaten enfekte olduğunu düşündürüyor. Hikâye böylece bağışıklığa da kendi biyolojik açıklamasını arıyor.
Cordyceps Fikri Nereden Geldi? Planet Earth ve Fringe
Oyunun mantar fikri, BBC’nin Planet Earth belgeselindeki karınca sahnesinden geliyor. Mantarın etkisindeki karınca bir yere tutunup ölüyor, ardından kafasından mantarın sapı çıkıyor. Naughty Dog ekibinin ilham aldığını anlattığı görüntü bu. The Last of Us, o görüntünün ardından sorulabilecek en tatsız soruyu soruyor: Ya insanlara da olsaydı? Küçük bir bilim kurgu bağlantısı daha: Belgeselin ABD versiyonunda anlatıcı, Alien’ın Ripley’si Sigourney Weaver.
Fringe’in 2011’de yayımlanan “Alone in the World” bölümünde de ölümcül sporlar saçan, dokunaçlarıyla yayılan ve bir ağ gibi çalışan bir mantar var. Walter Bishop bunun mutasyona uğramış bir Cordyceps olduğunu söylüyor. Üstelik ondan etkilenmeyen bir çocukla, oğlunu kaybetmiş Walter’ın kurduğu bağ da Joel ile Ellie’yi hatırlatıyor.
Oyun için belgesel bağlantısı açık; Fringe’in aynı kaynaktan beslendiğine dair bir açıklama bulamadım. Bölüm oyunun duyurusundan önce yayımlanmış olsa da oyun o sırada zaten geliştiriliyordu. Buradan kopya iddiası çıkarmak zor. Kanıtı yok ama ortak atalarının o karınca olabileceği fikrini seviyorum.
Valla hangi başlığa koyacağımı bilemedim bari buraya yazayım. Yamyamlığın bu dünyada ortaya çıkması gayet inandırıcı olmuş. Hatta çok az işlenmiş. Kıyametin üzerinden yirmi yıl geçmiş; Jackson, WLF’nin stadyumu gibi üretim yapabilen yerler var ama herkes o sofralara oturamıyor. Geri kalan insanlar ne yiyor? Dizide insan etini “geyik” diye yedirmeleri kadar, mutfaktaki kadının o cevapla yetinmesi de güzel bir ayrıntıydı. Bildiğinden mi, şüphelendiğinden mi, gerçekten inandığından mı susuyor? Bilmiyoruz. Ama sahne şunu düşündürüyor: Gerçeği öğrenirsen o tabağı kenara itebilecek misin? Belki de “geyik”, aç bir insan için yeterince iyi bir cevap.

Fotoğraf: Michelle Phillips / Unsplash
Canımı Sıkan Yerler
Not: Bunlar tamamen benim hislerim. İki oyunu da bitirdim, dizinin ilk iki sezonunu da izledim; ikisine de bayıldım. Yine de bir bilim kurgu manyağı olarak takıldığım yerler oldu. Bir varsayımı kabul etmek başka, o varsayımın sonuçlarını merak etmek başka.
Bir Cerrah, Bir Gün, Bir Beyin: Bu Nasıl Aşı Tarifi? Mantar aşısı geliştirmek başlı başına zorlu bir süreç; 2025 tarihli bir derleme de bu alandaki engelleri ve aşı adaylarını anlatıyor. Elimizde aşı olmaması, hiçbir zaman yapılamayacağı anlamına gelmez. Benim itirazım da bu değil: Ateşböceklerinin bağışık olduğu bilinen tek kişiyi öldürme kararını bu kadar hızlı alması. COVID-19’dan yıllarca anamız ağladı oğlum. Aşı geliştirmek bile aylar sürdü. Mantar diyon, ne diyon!
Ellie hastaneye getiriliyor, testler yapılıyor ve aynı gün ameliyat kararı çıkıyor. Cerrahın ses kaydına göre Ellie’nin kanından alınan kültürlerde mantar üreyebiliyor. Elbette kan örneğiyle beyindeki dokunun aynı bilgiyi vereceğini bilmiyoruz ama hikâye bize neden başka araştırma yollarının yetmeyeceğini de göstermiyor. Numune elinde, kız elinde, acelen ne be doktor? Bu geri dönüşsüz kararın bilimsel gerekçesini biraz daha duymak isterdim. Part II’de aşıyı geliştirebilecek tek kişinin o cerrah olduğunun söylenmesi de araştırmayı tek bir neştere bağlıyor.
Bir de aynı doktorun hem beyin ameliyatını yapması hem aşıyı geliştirebilecek tek kişi olması var. Gerçekte beyin cerrahisi ile aşı geliştirme farklı uzmanlıklar gerektiriyor. Jerry’nin birden fazla işe bakmasını, kıyametten yirmi yıl sonraki uzman eksikliğiyle açıklayabiliriz. O anki görevi, Ellie’nin beynindeki mantar dokusunu cerrahi olarak çıkarmak; laboratuvarda aşı üretmek bunun sonraki aşaması. Ama hikâye aşı umudunu da aynı kişiye bağlıyor. Bence insanlığı kurtarabilecek kişinin o odadaki doktor olması, Joel’in yaptığı seçimin ahlaki ağırlığını daha vurucu hâle getiriyor. Yapımcılar dramatik etkiyi artırmak uğruna kıyamet sonrası çaresizliğe yaslanıp iki farklı uzmanlığı tek karakterde birleştirmiş; tıbbi gerçekliği de burada biraz fazla esnetmişler.
Doğum Hikâyesi:
Araştırılacak bir ipucu. Dizide Anna doğum sırasında ısırılıyor. Marlene bu doğumun koşullarının en azından bir bölümünü biliyor; doktor da mantarın Ellie’nin içinde doğumdan beri büyüdüğünü düşünüyor. Bu, bağışıklığın nasıl oluştuğunu bildikleri anlamına gelmez. Aynı koşullar tekrarlansa aynı sonucun ortaya çıkacağını bilmiyoruz. Ama dizi böyle bir ipucu ekleyince ben de soruyorum: Bu ihtimal neden daha fazla araştırılmadan Ellie’yi öldürecek ameliyata geçiliyor? Eldeki tek örneği daha uzun inceleme seçeneğinin neden elendiğini görmek isterdim. Oyunda en azından sebebin belirsiz olduğu baştan kabul ediliyor.
Karıncadan İnsana:
Türler arasındaki sıçrama. Gerçek mantarın davranış kontrolünde konağına bu kadar özgü olması, insan davranışını da yönetebilmesini büyük bir varsayım hâline getiriyor. Hikâye bunu başlangıç noktası olarak seçebilir, itirazım yok. Ama vücut sıcaklığı engelini aşmakla insan bedenini ve davranışını kontrol etmek aynı şey değil ki. Üstelik Tess’in anlattığına göre enfekte bir insan iki gün içinde dönüşebiliyor. Bu iki gün mantarın evrimleşme süresi değil, insana bulaştıktan sonraki dönüşüm süresi. Benim merak ettiğim şu: Bu kadar kapsamlı değişim bu kadar kısa sürede nasıl gerçekleşiyor? Biraz daha açıklama fena mı olurdu?
Yirmi Yıldır Aç Gezen Enfekteler:
Dizide Joel, bazı enfektelerin bir iki ay dayandığını ama bazılarının yirmi yıldır dolaştığını söylüyor. Bloater’lar zaten uzun süredir enfekte olanlar. İyi de bu bedenler yıllarca neyle besleniyor? Mantar konağın dokularını tüketiyorsa o kaynak bir yerde bitmeyecek mi? Uykuya mı geçiyorlar, başka yerden enerji mi alıyorlar? Ben ne dizide ne de oyunlarda bu sorunun cevabını bulamadım. Bilim kurgu yapacaksak bunun da bir cümleyi hak ettiğini düşünüyorum.
Dokunaçlar Haberi Bu Kadar Hızlı Nasıl Taşıyor?
Mantar ağlarında elektriksel etkinlik ölçülüyor. Örneğin 2026’da yayımlanan bir çalışmada, istiridye mantarının kolonileştirdiği ortamda ölçülen sinyaller için saatte yaklaşık 40 santimetrelik bir yayılma hızı hesaplanmış. Bu, bütün mantarların evrensel hız sınırı değil; belirli bir deneyin sonucu. Yine de bu hızla dizide uzaktaki enfektelerin neredeyse anında harekete geçmesi arasında büyük bir fark var. Dokunaç ağı fikri güzel; bu hızın kurmaca mantarda nasıl mümkün olduğunu da merak ediyorum.
Part II’de Bağışıklık Kalıyor, Araştırma Geri Çekiliyor:
İkinci oyun için “bağışıklık unutuluyor” demek haksızlık olur. Hastane kararı, Joel’in yalanı ve Ellie’nin hayatına anlam verme çabası hâlâ hikâyeyi taşıyor. Bence burada eksik kalan şey biyolojik araştırmaların devamı. Hastanedeki ses kaydında aşıyı geliştirebilecek tek kişinin öldüğü söylenince araştırma ihtimali büyük ölçüde kapanıyor.
Ben bu dünyada başka araştırmacıların veya başka arayışların olup olmadığını da merak ediyorum. Yeni enfekte türleri görüyoruz ama odağımız intikam ve bedeli. Tercihi anlıyorum, hatta o hikâye beni yere çaldı. Yine de mantara dair bir şeyler daha öğrenmek isterdim.
Aşıyı Kim Dağıtacaktı?
Aşıyı bulduk diyelim. FEDRA mı dağıtacak, Ateşböcekleri mi? Herkese mi yapılacak, doğru bayrağın altında duranlara mı? Ve ne karşılığında? İnsanlığı kurtaracak şişenin, insanları hizaya sokacak bir silaha dönüşmeyeceğini nereden biliyoruz?
Joel’in Gevşeyen Tedbiri:
Joel, Marlene’i, Ellie’nin peşine düşeceğini söyleyerek öldürüyor. Bu yüzden kendisinin de takip edilme ihtimalini hiç düşünmediğini söyleyemeyiz. Jackson’daki hayatın onu yumuşatmasını anlıyorum ama Ateşböceklerinin dağılması, yakınlarını kaybedenlerin de hesabı kapattığı anlamına gelmiyor ki. İçlerinden birinin hayatını intikama adayabileceğini hesaba katıp biraz daha tedbirli olmasını beklerdim.
Abby’yle Bağ Kurmak:
Bir müze, bir akvaryum. Abby’yi oynamak benim için özellikle rahatsız ediciydi. Nare fazla kaslı olduğunu söyledi, ben de “Bu ilaçlıdır,” diye takıldım; bayağı Abby’nin dedikodusunu yaptık. Oyun benden onu anlamamı istiyor, tamam, ama kumandayı elime vermesi o bağı kendiliğinden kurmuyor. Oyun ilk çıktığından bu yana bitmedi bu tartışmalar. Abby'yi oynarken kesinlikle daha çok ölüyorum ve bundan memnunum.
Bir de bana biraz kolaya kaçmış gibi geldi: Ellie ile Joel’e dinozor ve uzay müzesi gezdiriyorsun; sonra Owen ile Abby’ye de akvaryum gezdirip benzer bir yakınlık kurmamı bekliyorsun. Bende bıraktığı his şuydu: Yine bir gezintiyle karakterleri sevdirmeye çalışıyoruz. Müzedeki bağı akvaryumda da kuracağımı varsaymak yerine Abby için başka bir yol bulsaydın keşke. Abby’yi oynatmak cesur bir tercih ama akvaryum gezisi bende o bağı kuramadı.
Üstelik benzerlik akvaryumla da bitmiyor. Joel ile Ellie’ye zürafalarla sıcak bir an yaşatmıştın; bu kez Abby ile babasına zebra kurtartıyorsun. İlkinde uzun bir yolculuk boyunca kurulan bağın karşılığını alıyorum. İkincisinde ise henüz tanıdığım insanlara benzer bir sıcaklığı birkaç sahnede duymam bekleniyor. Abby’nin Lev’i koruması da Joel’in Ellie’yle kurduğu bağı hatırlatıyor. Paraleli görüyorum ama bende aynı duygu oluşmuyor. Müze-akvaryum, zürafa-zebra, Joel-Ellie ve Abby-Lev derken karakterleri yakınlaştırmak için kullandığın yöntem fazla görünür hâle geliyor.
Dünyanın Geri Kalanı Nerede?
Dizi Cakarta’ya uğruyor, sonra ağırlık yine Amerika’daki yolculuğa veriliyor. Avrupa’da, Asya’da ne oldu? Aynı salgına karşı bambaşka düzenler kuruldu mu? Bu bir yol hikâyesi, dünya atlası değil; her ülkeyi anlatmasını beklemiyorum. Ama bir telsiz yayını, yurt dışından bir mektup, başka bir araştırma çabasından haber… Şu dünyanın ufkunu biraz daha açsaydı keşke.
Bu kadar söylendim ama iki oyunu da bitirip hâlâ bu soruların peşinden gidiyorsam kurduğu dünyayı epey önemsediğim ve sevdiğim de ortada.
Genel Değerlendirme
Serinin giriş yazısındaki dört başlığa burada da bakalım. Bunları tek tek değerlendirmek bir eserin türünü kesin olarak belirleyen bir sınav değil, eserin bilim kurgu tarafını ve hikâye olarak bende bıraktığını birlikte tartmanın bir yolu.
Bilimsel ve Teknolojik Yenilikler:
Burada bilim kurgu yeni bir cihazdan doğmuyor. Teknoloji gerilerken, gerçek bir mantarın insana uyum sağlaması varsayımı dünyayı değiştiriyor. Açıklarına rağmen hikâye, doğaüstü bir açıklama yerine biyolojik bir neden kuruyor. Benim için tür tartışmasının en güçlü dayanağı bu.
Toplumsal ve Felsefi Sorular:
Salgından sonra karantina bölgelerindeki askerî yönetim, direniş örgütleri, Jackson ve Seattle’daki gruplar farklı düzenler kuruyor. Aynı felaketten farklı toplumlar çıkıyor. Hastane kararı da yalnızca “Bir kişi mi, insanlık mı?” sorusundan ibaret değil; kararın kime ait olduğu ve belirsizlik içinde neyi göze aldığımız da işin içinde.
Alternatif Gerçeklikler ve Gelecek Tasvirleri:
İlk oyun salgını 2013’e, ana yolculuğu yirmi yıl sonrasına yerleştiriyor. Dizi ise salgını 2003’e çekip yolculuğu 2023’e taşıyor. Takvimler farklı ama ikisi de bildiğimiz dünyadan ayrılan bir olasılığı gösteriyor: doğanın şehirleri geri aldığı, insanların eski dünyanın kalıntılarıyla yaşadığı bir düzen.
Anlatım ve Karakter Gelişimi:
Bir eserin bilim kurgu olup olmadığını tek başına belirlemez ama burada beni bağlayan asıl güç bu. Joel’in koruma isteğiyle Ellie’nin kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma isteği çatışıyor. Part II de Abby’yi yönetmemizi isteyerek nefret ettiğimiz kişinin hayatına bakmaya zorluyor. Bu anlatım gücü, bilim tarafında eksik bulduğum yerleri de telafi ediyor.
Joel’in kızının ölümünü saniyesi saniyesine yaşıyoruz. Tommy’yle insan öldürdüğü yıllar ise birkaç cümlenin içinde kayboluyor. Sarah’nın adını biliyoruz; o yıllarda öldürdüklerinin adını bile bilmiyoruz. Bir de oyuna o insanlardan birinin evinde başlasaydık da kapıdan Joel’le Tommy girseydi? “Hayatta kalmaya çalışıyorlar abi,” demek yine bu kadar kolay olur muydu? Joel’i biraz da oynamadığımız bölümler sayesinde seviyoruz galiba.
Joel’in mirası sadece gitar değil. Ellie, Joel’den gitar çalmayı da öğreniyor, işkenceyle insan konuşturmanın yöntemini de. Aynı adamın bir dersinde parmaklarını tellere, ötekinde silahın tetiğine koyuyorsun. Gitarı görünce “babasından hatıra” diyoruz, öteki miras da onun kadar kalıcı.
Peki Ellie uyandırılıp fikri sorulsa ne olurdu?
Şu ameliyathanede herkesin söyleyecek sözü var. Doktor insanlığı kurtarmayı hedefliyor, Marlene fedakârlığın gerekli olduğuna inanıyor, Joel kızını vermiyor. Ellie? O narkozda. Bu kadar insan onun hayatına anlam biçerken kendisi toplantıya bile katılamıyor. Yirmi yılda dünyanın geldiği yere bak: Bir mantarın insan bedenini ele geçirmesine şaşırıyoruz ama insanların birbirinin hayatı üzerinde söz sahibi olmasını gayet olağan karşılıyoruz.
Yolda işlemin canını acıtıp acıtmayacağını soran Ellie’ye bir de öleceği söylense… O yine de kabul etse, Joel de kahrolup ağlama krizlerine girse… Dur ya, bu da fazla Türk dizisi oldu.
Ah Joel, elinde sadece neşter olan doktorun da kafasına sıkılmaz abim ya! Doktor da masum masum tansiyon ölçmüyor, kızın öleceği ameliyata hazırlanıyor; ona da yukarıda yeterince söylendim zaten. Tamam, o noktaya kadar onca insan öldürmüşsün; adrenalin tavan, nabız 180. Ellie’yi Sarah’yla özdeşleştirmişsin, kendini tutmak çok zor. Ama silahsız bir doktor yahu!
Bir de sonra kızın gözünün içine baka baka yemin ediyorsun. Hadi hastanede gözün dönmüştü, o yalanı da mı adrenalin söyledi be abi?
Dune için “bilim kurgu ögeleri içeren fantastik bir kitap” demiştim. The Last of Us için hükmüm farklı: zombi korkusu kılığına girmiş biyolojik bir bilim kurgu. Her açıklamasına ikna olmadım ama temelindeki “Ya bu mantar insana uyum sağlasaydı?” sorusu kurduğu dünyayı ve insanların kararlarını baştan sona değiştiriyor. Benim aradığım bağ da bu.
Bir de o müzeyi düşünün: bir odada dinozor kemikleri, ötekinde uzay kapsülü. İkisi de geçmişten kalma. Ay’a gitmiş bir türün çocuğu şimdi bir sonraki şehre sağ varabilmenin hesabını yapıyor. Hastanede biçilmek için… The Last of Us geleceği öyle bir yere götürmüş ki bizim geçmişimiz Ellie’nin bilim kurgusu olmuş.
Sıkça Sorulan Sorular
▸The Last of Us bilim kurgu mu?
Biyolojik bir bilim kurgu sayılabilir. Gelişmiş teknoloji yok ama hikâye, gerçek bir mantar olan Ophiocordyceps unilateralis’in karıncalar üzerindeki etkisinden yola çıkıp bunun insanlara geçtiği bir gelecek kuruyor. Doğaüstü hiçbir öge içermemesi onu zombi fantastiğinden ayırıyor.
▸The Last of Us’taki Cordyceps mantarı gerçek mi?
Mantar gerçek ama insanlara bulaşmıyor. Ophiocordyceps unilateralis tropik ormanlarda marangoz karıncalarına bulaşıyor, davranışlarını ele geçiriyor ve karıncanın başından çıkan saptan spor saçıyor. Mantarların çoğu insan vücudunun sıcaklığında yaşayamadığı için salgın kısmı kurgu.
▸Ateşböceklerinin aşısı gerçekten mümkün mü?
Gerçek hayatta bugün insanlar için lisanslı bir mantar aşısı yok; yalnızca birkaç aday klinik denemelere ulaştı. Oyunun kendi broşürü bile “CBI için aşı yok” diyor. Neil Druckmann 2025’te bir podcast’te, niyetlerinin Ateşböceklerinin aşıyı gerçekten yapabileceği yönünde olduğunu söyledi.

