Yazar tarafından görsel

Yazar tarafından görsel

Öncelikle, yazıya nasıl başladığımı ve blog yazma sürecimi anlatıp farklı hobilerimden de bahsettiğim Blogumda İlk Ayımda Ne Kadar Kazandım (Nisan 2024) başlıklı yazımı bir okumanızı tavsiye ederim. Ben yazdım diye söylemiyorum, güzel ve keyifli bir yazı oldu.

N’oldu? Önceki yazıda 10$ görünce pes mi ettim sandınız? Medium Türkiye Yayını Kurucusu Gökhan Bey’in Mezarlıklar Vazgeçen Yazarlarla Doludur başlıklı yazısında bahsettiği mezarlığa katılmaya şu an için hiç niyetim yok. Peki yazmayı neden bırakmıyorum? 10 dolar için bunca emeğe değer mi, saatlerce oturup kafa patlatılır mı? Hadi, yazıya bunun cevabını arayarak başlayalım.



Neden Yazmaya Devam Ediyorum?

  1. Hayatta beni şaşırtan tecrübelerimden bahsetmek ve bunları, özellikle de benimle benzer zevklere sahip, okumayı ve yazmayı seven insanlarla paylaşmak hoşuma gidiyor. Ben iyi bir blog yazarı keşfettiğimde, ilgi alanım olmasa da pek çok yazısını okuyorum. Eh, çocukken evimizdeki 24 ciltlik Meydan Larousse ansiklopedi setinde araştırmaya başladığı konuyu, konudan konuya, ciltten cilde atlarken unutan meraklı, okumayı çok seven bendeniz için bu gayet normal.

  2. Buradan tanıştığım güzel insanların yazılarımı okumaları ve yorum yapmaları çok güzel. Bir de en az benim kadar okumayı seven, seçici, kendini geliştirmeye inanan, kişilikli insanların özellikle benim hikâyelerimi merak etmesi ve okuması emin olun ki paha biçilemez bir haz. Zaten bu satırları okuyan pek çok blog yazarı da bunu bizzat yaşayarak tecrübe edinmiş.

  3. Önceki yazımda bunun pasif gelir olduğundan çokça bahsetmiştim. Okundukça geliyor, yazdıkça daha çok okunuyor, daha çok geliyor. Yeni bir yazımı keşfeden bir okur, eskileri de merak ediyor ve birden tek bir kişi üç-beş tane yazımı okumuş oluyor. Yazmaya daha önce başlamadığıma şimdiden çok ama çok pişmanım. Salgında, eve kapandığımız dönemde, İstanbul Kuştepe’deki evimde Doctor Who izleyip üzerine bir de yorum videolarını takip etmeye harcadığım vakitte neler yazardım neler… Para kazanmak için yazmadığımı ilk yazımda da belirtmiştim ama şimdi ne yalan söyleyeyim, her ay üçer beşer de olsa hobiden kazanç elde etmek heyecan verici.

  4. Ayrıca, bu yazıdaki rakamı görünce şaşıracağınıza eminim. Aşağı kaydırmayın, okumaya devam edin; sürpriz bozulmasın. :)



Neler Öğrendim?

Geçtiğimiz üç ayda, ince eleyip sık dokuyarak toplamda on beş adet yazı ürettim. Temmuz ayında yazdığım yazılar bu yazının konusu değildir. Önceki yazıda yaptığım yorumlarımı da şöyle bir gözden geçirdiğimde, o zamanlar bilmediğim ama artık öğrendiğim veya o zamanlar emin olmadığım ama artık emin olduğum konuları şöyle listeleyebilirim:

  1. Özgün içeriğin blog dünyasında hâlâ özel bir yerinin olduğu bir gerçek: Çok klişe konularda bile yazsanız yazınıza kendi yorumlarınızı ve yaşadıklarınızı katın. Her birimiz birer hazineyiz; hepimizin yaşadıkları kıymetli. Bu tecrübeleri metninize kattığınız zaman yazınız evrim geçirir, okurlarınız metne kattıklarınızı merak eder ve yine okunursunuz.

  2. Yeni okur çekmek çok zor: Kaç kişi kitap okuyor ki insanlar blog sitelerinde hesap açıp da birilerini takip etsin ve yazı okusun? Partner programına katılanların sayısı ise daha da az. LinkedIn’de 5000 küsur takipçim var. Yazıları orada, Instagram’da ve Twitter’da mutlaka saatine ve etiketine de dikkat ederek paylaşıyorum. Yazarken kendimi yırttığım Neden Koşuyorum gibi, Kapadokya Ultra Yarışı ve Öz disiplin Öz disiplin 2 gibi keyifli ve feyizli (verimli) koşu yazılarım, kaç yüz kişilik koşucu takipçim tarafından bile yeterince okunmadı.

  3. İnsanlar kazançlarla alakalı yazıları çok merak ediyor, seviyor: En çok kazanan tabii ki Blogumda İlk Ayımda Ne Kadar Kazandım (Nisan 2024) yazısı oldu. O yüzden bunu yazıyorum zaten.😜 (Ondan sonraki sırayı ise Neden Koşuyorum? kaptı, çok sevdiğim koşu ekibimin hakkını yemeyeyim.)

  4. Teknik yazılar, ilk yayımlandıkları zaman neredeyse hiç okunmaz ancak meraklıları tarafından zaman içinde mutlaka bulunur: Teknik yazı yazmak çok zor. Okuyucuya güncel ve doğru bilgi sunmak zorundasınız. Yazınız için en doğru başlığı ve en alakalı içeriği bulmalısınız. Bu tarz yazıların meraklısı muhtemelen iki-üç ayda bir gelir ama gelince de yazıda çok fazla zaman geçirir (ki yazının okunma süresi gelirler için belirleyicidir). Diğer yazılar üye olmayan okurlardan dört cent falan kazandırırken teknik yazının okuyucusu, haberi bile olmadan yazıya en az –bir-iki doları bırakır, öyle gider. Üyeyse, alkışlarsa, yorum yaparsa değmeyin keyfime. Bu tür yazılar sabır ister ama bir okunur, pir okunur. Ayrıca, teknik yazı yazma sebeplerimden birisi de prestij. Kazanmasa da olur.

  5. Yapay zekâdan yardım alın ama sakın kopyala-yapıştır yapmayın: Edebiyat öğretmeniniz gibi konuşmak istemem ama blog platformlarında özgün ve kendi tecrübelerinizi, hayatınızı kattığınız içerik her türlü yapay zekâ üretiminden daha kıymetlidir.

  6. Niş belirlemek: Belli üç konuya eğilip o konularda yazı yazmanın daha çok okur getireceği düşünülmekte. Bu düşünce muhtemelen doğru ama ben başka alanlarda yazmayı da çok seviyorum. Burası benim alanım, kime ne? Koşu için takip eden, varsın Evgeny Grinko konserinde yaşadığım garip olayı da okusun. Ya o üç konu haricinde hiçbir şey yazmazsam ve pek çok potansiyel okuru kaybedersem ne olacak?



Daha Çok Okunmak İçin Kendime Notlar, Ödevlerim:

1. Anahtar Kelime Avcılığı

Pek çok iyi bloggerın yazısında okuduğum ve gördüğüm kadarıyla anahtar kelimeler çok önemli. Blog platformlarında kendi kendimize çalıp oynamak yerine arama motorlarından okur kazanmak çok daha iyi. Google Trends gibi bazı anahtar kelime avı yapabildiğimiz web siteleri veya bazı ücretli ürünler var. Henüz isimlerine bile hâkim değilim ancak bunlara girmem ve ilgi alanıma yakın olan, aynı zamanda arama motorlarında en çok aranan kelimeleri keşfedip hızlıca o konularda yazılar üretmem lazım. Öğrendiğimde, bu konular hakkında henüz bir şey yazılmamışsa ben yazmaya başlarım.

2. Daha Çok Blog Okumak

Burada kesinlikle çok, çok daha fazla vakit geçirmem gerek. Telefonumun ayarlarına girdiğimde en çok kullandığım mobil uygulama bu platform olmalı. Olsun(du). Instagram değildi ya, bu bile benim için bir gurur kaynağıydı. Bunun yanında, burada fazla vakit geçirmek de tehlikeli olabiliyor. Çok normal etkileşimlerde bulunan sevdiğimiz arkadaşlarımızın hesaplarının kapatıldığını gördük.

3. Daha Çok Kitap Okumak

Bir yazı dizisine başladım ki çok kaliteli ve zıpır olacak: Bilim Kurgu Manyaklığım. Giriş yazısını buradan, Dune Gömüyorum başlıklı ilk yazısını ise buradan okuyabilirsiniz. Kesinlikle çok daha fazla bilim kurgu kitabı okumam lazım ki daha çok inceleme yazısı çıksın.

Yazma yöntemimi kökten değiştirebilecek bir kitap var elimde: Arif Hikmet Par’ın kaleminden Planlı Yazma Sanatı, Kompozisyon. Okunmayı bekleyenler listesinde bir numarada aslında. İstanbul’da Taksim Atatürk Kitaplığı’nda nadir eser olarak bulabilirsiniz. Kütüphanenin dışına çıkarmak, ödünç almak yasak. O kadar kıymetli bir kitap. Lisede, hoppa aklımla okuduğum ve okul gazetesindeki yazılarımı daha iyi yazabilmem için faydalanmaya çalıştığım bu çok değerli kitabı, şimdi daha olgun bir zihinle hemen tekrar okumam lazım.

Daha çok ve daha çok yazmam lazım…

Gelelim fasulyenin faydalarınaaa. Bildiğiniz üzere, iki adet hesabım var: birisi Türkçe,diğeri İngilizce. Garip bir şekilde Türkçe hesap daha çok kazanıyor. Bu tamamen Medium Türkiye sayesinde. Çok teşekkürler arkadaşlar. Siz olmasanız fark edilmem çok çok daha zor olurdu.

Yazar tarafından ekran görüntüsü (Türkçe hesap)

Yazar tarafından ekran görüntüsü (Türkçe hesap)

Yazar tarafından ekran görüntüsü (İngilizce hesap)

Yazar tarafından ekran görüntüsü (İngilizce hesap)



46,54

Hesapları açarken yıllık ellişer dolar vermiştim ya. Yazılarım, bir hesaptakini daha üç ayda ödemiş oldu. Ufak ufak da olsa artan rakamlar beni çok mutlu ediyor. Kazançları daha ilk birkaç haftada bunun kaç katı olan insanlar vardır elbette. “Şu kadar haftada şu kadar doları nasıl kazandım?” başlıklı çok fazla yazı var. Ne yazık ki o kadar özel ve pek çok kişinin okuyacağı bir nişim yok. Ben de henüz keşfedememiş olabilirim. Acelem yok. Yavaş olsun ama sürekli olsun, hiç önemli değil.

Ne duruyorsun? Aç bir hesap, yaz birkaç hikâye ve katıl aramıza. İyi olmak zorunda değil, “mükemmel” olmak zorunda hele hiç değil. Medium Türkiye yayınına da bekleriz. Okuyalım, yazalım, alkış atalım, öne çıkaralım (highlight), yorum yapalım ve hep birlikte kazanalım. Hesap açmak için sadece bir gmail hesabı yeterli. Android cihaz kullanıyorsanız zaten bir gmail hesabınız var demektir. Belki de sizin yazılarınız benimkilerden çok daha fazla kazandıracak. Alkışlarla tebrik ederiz. Bekleriz.